Hatemül Enbiyasın Sen Efendim ( s.a.v. )
Hatemül Enbiyasın Sen Efendim ( s.a.v. )
Allah c.c. için Hak davada yürüyüşünle, bütün çölleri eritip deryalara dönüştüren, insanlığı meftun eden güzeller güzeli.
Tebessüm ettiğinde ayın parlaklığını solduran sevgili, bembeyaz dişleriyle güneşin ışığını söndüren Muhammed.
Daveti ilahiyeyle menzili miraçta kainatı şereflendiren Ahmed.
Teninin yumuşaklığından bütün ipek kozalarını çürüten Mahmud.
Ok gibi kirpikleriyle kafirleri titreten, okyanuslar gibi dalgalı kıvrımlı saçlarıyla melekleri kıskandıran Resulü Sakaleyn.
Doğuştan sürmeli gözleriyle sevenlerine abu hayat kevserinden kana kana içirecek olan Nebi.
Ümmetin affı için, secdelere kapanan Cenab-ı Allahın c.c. izniyle makam-ı mahmuta ulaşacak olan üstün şecaat sahibi enbiyaların enbiyası.
Gözünün akındaki mübarek ışığınla bütün karanlıkları aydınlatan ey! Kerim.
Mübarek, mutahhara, mücella, aziz, latif, pak, İffeti, zarefeti ve duruşuyla Hz. Yusuf'u kendine hayran eden Ahyed.
Dünyanın bütün istiridyeleri, senin nurlu gözyaşından inci yapar, yanan aşkı Muhammed diye.
Yüce Allah c.c. uğrunda döktüğün terleri, cennetten misk-i amber geldi ruhuma diyen, ümmetinin Peygamberi.
Ey! Allahın c.c. biricik sevgilisi, Sonsuz seletu selam sanadır ey! Sevgili, en Sevgili, sevgililer sevgilisi Habibi Zişan, Resulü Kibriya, Resulü Sakaleyn, gelmiş ve geleceğin bir tanesi nur Muhammed Mustafa ( s.a.v ), her türlü tanzim, her türlü ihtiram, her türlü ikram, her türlü selatu selam yalnızca sanadır, Peygamberlik halkasının son enbiyası Ahmedi Mahmudu Muhammed Mustafa
( s.a.v. )
Ben aciz, günahkar, çaresizlikler içinde dönen ateş böceği gibi pervaneyim, örümcek ağına takılan kelebekler gibiyim, neyleyim, ne yazdığımı, ne söylediğimi bilmez, çöllere düşen bi çare mecnunum, dünya dehlizinde esir düşen, bir garip fakirim, şefaatini ümit eden ümmetinim, ey! Güzeller güzeli Peygamberim ( s.a.v. )
Yazan: Ömer Kasap
Seslendirme: Ahmed Turak