Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 02 Kasım 2026, Pazartesi 23:23
İmdatDemir

İmdat Demir

TEOLOJİK YOZLAŞMA VE JEOPOLİTİK OPORTÜNİZM

Teolojik yozlaşma, dinî düşüncenin adaleti savunma gücünü kaybederek siyasî iktidarın çıkarlarını meşrulaştıran bir araca dönüşmesiyle belirginleşir. Sabır, kader, itaat ve maslahat gibi kavramlar, sorumluları sorgulamak yerine mağdurları susturmak için kullanıldığında kutsalın dili tahakküme hizmet eder. Dinî yorumun yanılmazlaştırılması, eleştiriyi inanca saldırı gibi gösterirken düzenin korunması adaletin gerçekleştirilmesinin önüne geçer. Bu dönüşümün kurumsal zeminini maaş, bağış, makam, görünürlük ve himaye ilişkileri oluşturur. Maddî destek kendiliğinden yozlaşma anlamına gelmez; ancak desteğin hakikatin sınırlarını belirlemesi, dinî otoritenin bağımsızlığını aşındırır. Güçlüye ihtiyatla yaklaşan, güçsüzü kesin hükümlerle yargılayan söylem, toplumsal güveni yaralar. Aynı seçicilik dış politikada kardeşlik ve dayanışma söylemlerini ekonomik, askerî ve diplomatik çıkarlara bağımlı kılar. Filistin ve Doğu Türkistan örnekleri, farklı tarihî koşullar gözetilirken insan haysiyetinin değişmez ölçü olarak korunması gerektiğini gösterir. Diplomatik görüşmeler ve uzlaşmalar gerekli olabilir; fakat görüşmek, geçmişteki ihlâlleri aklamayı veya mağdurlar adına unutmayı gerektirmez. Devlet aklı, beka ve zaruret ifadeleri açıklamanın yerine geçtiğinde, siyasî dönüşümler hesap verebilirlikten uzaklaşır; toplumdan kendi hafızasını inkâr etmesi beklenir. Çıkış yolu, vicdanın kendi tarafının haksızlığını da teşhis edebilmesinden ve bu cesareti destekleyen kurumların kurulmasından geçer. Finansman açıklığı, bağımsız denetim, eleştiri özgürlüğü, gerekçelendirilmiş kararlar ve mağduriyetlerin giderilmesi temel gerekliliklerdir. Ulusal çıkar, belirli çevrelerin kazancına indirgenemez; politikalar insanların hayatındaki sonuçlarıyla değerlendirilmelidir. Özellikle çocukların güvenliği, eğitimi, mahremiyeti ve haysiyeti, siyasî başarının somut ölçüsüdür. Bu yaklaşım, inancı yargılamadan onun kamusal kullanımını sorgular; aidiyetleri reddetmeden ahlâkî muhakemeyi özgürleştirir ve barışı savunurken adalet talebini canlı tutar. Hiçbir ittifak, insanın değerini azaltan bir ayrıcalık belgesi sayılamaz. Kalıcı güven, kutsal iddiaların büyüklüğünden değil, sorumluluğun üstlenilmesinden, yanlışların düzeltilmesinden ve güçsüzün hakkının korunmasından doğar.


MAKALEYE YORUM YAZIN
yukarı çık