Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 01 Kasım 2026, Pazar 15:30
Mehmet NuriBingöl

Mehmet Nuri Bingöl

Dinî Değerler ve Milli Kültür

  MEHMET NURİ BİNGÖL
                Bir milletin kültürü, yalnızca nasıl eğlendiğiyle değil; neye inandığıyla, neye değer verdiğiyle, nasıl yaşadığıyla ve gelecek nesillere nasıl bir insan modeli bıraktığıyla da ehemmiyet arz eder.
               Millî ve mahallî kültür denildiğinde akla yalnızca yöresel kıyafetler, halk oyunları, türküler, düğünler, festivaller, şenlikler ve eğlence programları mı gelmelidir?
              Bir milletin asırlardan süzülüp gelen irfanı, ahlakı, inancı, edep anlayışı, aile yapısı, komşuluk hukuku, yardımlaşma geleneği ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci bu kültürün dışında mı tutulmalıdır?
**
                 Bir geleneğin eski olması, onu kendiliğinden doğru ve korunmaya değer kılmaz. Bu mermerlere kaydedilmesi gereken bir hakikattır. Ne diyor Akif: " Eski, eski olduğu için değil faydasız olunca atılır. Yeni de sırf yeni olduğu için değil, eğer faydalı ise alınır."
               Örf ve âdetler de adalet, insan onuru, merhamet ve dinî ahlak ölçüleriyle değerlendirilmelidir. İnsanları ezen, israfa sürükleyen, ayrımcılığı besleyen veya kul hakkını ihlal eden uygulamalar, sırf gelenek adı taşıyor diye dokunulmaz addedilemez.
**
         Millî kültürün kıymeti, yalnızca ne kadar eski olduğunda değil, insana ne kazandırdığında ve hangi ahlaki değerleri yaşattığında aranmalıdır.
              Mahallî kültür, bir beldenin, şehrin veya bölgenin kendine mahsus yaşayış biçimini ifade eder. Bir yörenin türküleri, yemekleri, kıyafetleri, düğünleri, halk oyunları, el sanatları ve mimarisi elbette bu kültürün parçalarıdır. 
              Bunları küçümsemek, kültürün estetik ve tarihî boyutunu görmezden gelmek olur. Ancak mahallî kültürün bütün bunlardan ibaret sayılması da büyük bir eksiklik.
                Bir Anadolu kasabasının kültürünü düşünelim. Sabah ezanıyla açılan dükkânlar, siftahını yapan esnafın komşusunu düşünmesi, harman zamanı birbirine yardım eden köylüler, düğün hazırlıklarında yükü paylaşan akrabalar, cenaze evinin acısını kendi acısı bilen komşular…   
                 Bunların her biri, mahallî hayatın manevi dokusunu meydana getirmekte değil midir? ( 01.11.2026)


MAKALEYE YORUM YAZIN
yukarı çık