Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...
EMİN

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 25 Haziran 2026, Perşembe 11:27
ZaferÇam

Zafer Çam

KERBELA BİTMEDİ, YEZİD DE ÖLMEDİ

Hz. Hüseyin’i kerbela'ya götüren şey iktidar hırsı değildi. 
Bir saltanat kavgası hiç değildi. 
Onu kerbela'ya götüren, zulme boyun eğmeme iradesi ve hakikatin yanında durma kararlılığıydı.
Tarih boyunca zalimler değişti, saraylar değişti, bayraklar değişti; fakat Yezitlerin yüzü hiç değişmedi. 
Dün Kerbela'da Yezit vardı, bugün dünyanın dört bir yanında farklı isimlerle aynı zihniyet yaşamaya devam ediyor.
"haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" sözü, Kerbela'nın ruhunu özetleyen bir haykırıştır. 
Kerbela, Şam saraylarında zalim ve fâsık Yezit olmak yerine, zulme boyun eğmemek ve onu meşrulaştırmamak için Irak çöllerinde Hz. Hüseyin gibi can feda etmeyi tercih etmektir.
Hepimiz her alanda Yezid aleyhillane veya Hz. Hüseyin olmak konusunda imtihandayız.
Çünkü Kerbela sadece bir savaş değil, insanlığın vicdan sınavıdır. 
Bir tarafta sarayın gücü, orduların ihtişamı ve dünya menfaati; diğer tarafta ise hakikat, onur ve şehadet vardı.
Hz. Hüseyin, zulme biat etmeyi reddetti. 
Çünkü biliyordu ki zalime verilen her taviz, mazlumun boynuna geçirilen yeni bir zincirdir. kerbela'da kaybedilen bir savaş değil, kazanılan bir insanlık davası vardı.
Eğer Hz. Hüseyin susmuş olsaydı, eğer Yezidi’n önünde eğilmiş olsaydı, bugün adalet adına söylenecek birçok söz çoktan tarihin karanlığına gömülmüş olurdu. 
O, şehadetiyle insanlığa şunu öğretti: bazen zafer, hayatta kalmakta değil; hakikati yaşatmak uğruna ölmeyi göze alabilmektedir.
Yetmiş iki yiğit, susuz bırakılmış çocuklar, çadırlarda korkuya mahkûm edilen kadınlar ve açlığa terk edilen masumlar... 
İnsanlık tarihinin en acı sahnelerinden biri kerbela'da yaşandı. 
Fakat o gün dökülen kan, sadece toprağı değil, insanlığın vicdanını da mühürledi.
Bugün Gazze’de, Filistin’de, Kudüs’te ve dünyanın birçok mazlum coğrafyasında yükselen feryatlar bize Kerbela'yı hatırlatıyor. 
Bombalar altında can veren çocuklar, evlerinden sürülen aileler, açlığa ve susuzluğa mahkûm edilen insanlar bize aynı soruyu soruyor:
"Kerbela'yı anıyoruz ama Hüseyin’in durduğu yerde durabiliyor muyuz?"
Asıl mesele gözyaşı dökmek değil, Hüseyin’in davasını anlamaktır. 
Çünkü Kerbela bir matem günü olduğu kadar bir direniş mektebidir. Hüseyin’in adı sadece ağıtlarda değil, adalet arayanların mücadelesinde yaşamalıdır.
Bugün dünyanın güçlüleri mazlumların çığlıklarını duymamakta ısrar ediyor. 
Uluslararası kurumlar adalet yerine çıkar hesapları yapıyor. 
İnsan haklarından söz edenler, çocukların üzerine yağan bombalar karşısında sessizliğe gömülüyor. 
Bu sessizlik, tarihin her döneminde zalimlerin en büyük gücü olmuştur.
Kerbela bize şunu öğretti: zulüm ne kadar güçlü görünürse görünsün, hakikatin karşısında yenilmeye mahkûmdur. 
Yezidi’n sarayları yıkıldı, orduları dağıldı; fakat Hüseyin’in adı asırlardır milyonların kalbinde yaşamaya devam ediyor.
Çünkü Kerbela, mazlum ile zalimin ayrıldığı yerdir.
Çünkü Kerbela, şehadetin zafere dönüştüğü yerdir.
Çünkü Kerbela, insanlığın vicdanında hâlâ atan bir kalptir.
Ve çünkü Kerbela bitmedi...
Yezid ölmedi...
Hüseyin’in çağrısı ise hâlâ insanlığa sesleniyor: "zulme rıza göstermeyin. Hakkın yanında durun. Bedeli ne olursa olsun adaletten vazgeçmeyin." 
Hz. Hüseyin olmayı tercih edenlere selam olsun.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık