- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 23 Nisan 2026, Perşembe 15:44
- 96 kez okundu
MEHMET NURİ BİNGÖL- HİKÂYE (3 Nisan 2026)
“Dünya boş…” dedi ihtiyar, dudaklarının kenarında yarım kalmış bir tebessümle. Bunu öyle bir söyledi ki, sanki bir hüküm değil de, yılların içinden süzülüp gelen bir sızıya benziyordu.
Kasabanın en eski kahvesinde oturuyordu. Önünde dumanı çoktan sönmüş bir çay bardağı. Etrafında konuşanlar, gülenler, oyun oynayanlar… Ama o, bütün bu seslerin ortasında, sanki sessizliğin en derin yerindeydi.
Gençlerden biri dayanamayıp sordu:
“Amca, dünya nasıl boş olur? Bak herkes burada, hayat mutluluk saçarak akıyor…”
İhtiyar gözlerini kaldırdı. Gençlerin yüzüne tek tek baktı. Her birinde ayrı bir telaş, ayrı bir heves vardı. Sonra tane tane, telaşsızca:
“Ben de sizin gibi dolu sanırdım dünyayı." dedi. "Kalabalıklar, dostluklar, sevdalar… Hepsi vardı. Bir hayale sarılıydım, kendimi öylesi bir oyunda sanıyordum.”
Bir an durdu. Parmaklarıyla masanın kenarını yokladı. Geçmişin izlerini arıyor gibiydi.
“Bir gün baktım,” dedi, “en çok güldüğüm dostum yok. En çok sevdiğim ses susmuş. Ev dolu, ama içi boş. Sofra kurulu, ama kimse yok gibi…”
Gençlerden biri hafifçe gülümsedi: “Ölüm var diye dünya boş olmaz ki.”
İhtiyar bu kez daha derin gözlerle baktı:
“Ölüm değil evlat… Unutulmak.”
Kahvedeki sessizlik katmerleşti.
“İnsanlar var sandığın yerde aslında hatıralar var. Konuşmalar var sanırsın, ama çoğu kendi kendine konuşur insan. Kalabalık sandığın şey, yalnızlıkların yan yana durmasıdır.”
Gençlerin yüzündeki ifade değişmişti.
İhtiyar çayından bir yudum aldı, soğuk olduğunu fark etti ama belli etmedi.
“Dünya boş…” dedi yine. “Çünkü herkes bir gün çekip gidiyor. Geriye kalan ne biliyor musunuz?”
Kimse cevap veremedi.
“Bir sandalye, hatıralar… Bir isim… Bir de içini burkan bir sessizlik.”
Sonra hafifçe gülümsedi:
“İşte o yüzden, dolu sandığınız yerler aslında en boş yerlerdir. İnsan, ancak kalbinde taşıdığıyla vardır. Geri kalan… sadece bomboş, kuru kalabalık.”
Kahvenin uğultusu yeniden başladı. Ama o gün, o masada oturan gençlerin hiçbiri artık eskisi gibi şen şakrak konuşmadı.
Çünkü ilk defa fark etmişlerdi:
Dünya gerçekten boş değildi.
Ama dolu sandıkları şeylerin çoğu, aslında yok hükmündeydi.
MAKALEYE YORUM YAZIN
-
23.04.2026 Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
-
18.04.2026 BİR REALİTE: ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE TURGUT ÖZAL
-
17.04.2026 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
-
17.04.2026 FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
-
12.04.2026 BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A
-
11.04.2026 Şanlıurfa’nın İstiklâl Destanı: 11 Nisan
-
25.03.2026 Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor...
-
10.03.2026 İLK ADIM, İKİNCİ VE ASIL ADIM
-
08.03.2026 Hak Üstündür, Haktan Üstün Yoktur.
-
05.03.2026 Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
-
26.02.2026 "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
-
15.02.2026 Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
-
06.02.2026 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
-
06.02.2026 İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
-
06.02.2026 Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
-
18.01.2026 BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
-
18.01.2026 EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
-
17.12.2025 ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
-
23.11.2025 KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
-
16.11.2025 Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
-
14.11.2025 “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
-
10.11.2025 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
-
30.10.2025 “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
-
16.10.2025 CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
-
28.09.2025 Acayip Yerdeki AN
-
02.09.2025 İSKENDER DİYE BİRİ
-
13.08.2025 SİYAH SANCAK
-
12.08.2025 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza
-
09.08.2025 YEDİ ASIR EVVEL HAZIRLANAN EV
-
20.07.2025 Yeni Fetih Gazetesi: Bir Dirilişin Kalem Gücü