Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi,

Türkiye'nin ve İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Sitesi

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 05 Mart 2026, Perşembe 16:57
Mehmet NuriBingöl

Mehmet Nuri Bingöl

Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz

   Kur’ân-ı Kerîm’in temel hakikatlerinden biri, imanın sadece “Allah’a inanıyorum” demekten ibaret olmadığıdır. İman, aynı zamanda bâtılı reddetmeyi de gerektirir. Bu hakikat, Bakara Sûresi 256. ayette veciz bir şekilde ifade edilir:
     “Her kim tâğutu inkâr eder ve Allah’a iman ederse, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır.”
     Bu ayet, imanın iki temel sütununu ortaya koyar: tağutu reddetmek ve Allah’a iman etmek. Yani kalpte tevhid nurunun parlayabilmesi için önce bâtılın karanlığı söndürülmelidir.
     Tağut Nedir? Kur’ân’da geçen “tağut” kavramı, sınırı aşan ve insanı Allah’tan uzaklaştıran her şeyi ifade eder. Müfessirler tağut kavramını farklı yönleriyle açıklamışlardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
     Şeytan, putlar ve sahte ilahlar, Allah’tan başka kendisine ibadet edilen varlıklardır; put gibi sınırlandırmasından korkulanlardır. Yani insanları Allah’a kulluktan alıkoyan her güç, sistem veya kişidir.
     Bu açıdan bakıldığında tağut, yalnızca taş veya ağaçtan yapılmış putlardan ibaret değildir. İnsanı hakikatten uzaklaştıran her ideoloji, her otorite ve her nefsî arzu da bir çeşit tağuttur.
     Nitekim insan bazen farkında olmadan kalbinde küçük putlar taşır: makam sevgisi, şöhret tutkusu, para hırsı veya nefsin arzuları. Eğer bunlar insanı Allah’ın emrinden uzaklaştırıyorsa, işte o zaman kalpte gizli bir tağut hüküm sürüyor demektir.
     İmanın ilk şartı reddetmektir. İslam’ın kelime-i tevhidinde bile bu sır açıkça görülür: “Lâ ilâhe illallah.” Bu cümle önce reddetme ile başlar: “Lâ ilâhe” — Hiçbir ilah yoktur. Sonra tasdik gelir: “İllallah” — Ancak Allah vardır.
     Yani insan önce bâtılı reddeder, sonra hakikati kabul eder. Tağutu inkâr etmeden yapılan iman, eksik kalır. Çünkü kalpte hem putu hem Allah’ı barındırmak mümkün değildir.
     Ayetin devamında geçen “kopması mümkün olmayan sağlam kulp” ifadesi çok güçlü bir teşbihtir. Müfessirler bu kulpu şu şekilde yorumlamışlardır: Tevhid akidesi, Kur’ân’a bağlılık, Peygamberlerin getirdiği hak din veya sarsılmaz iman...
**
     İnsan hayatı çoğu zaman fırtınalı bir denize benzer. Fitneler, ideolojiler, dünya hırsı ve nefsin arzuları insanı savurur. İşte böyle bir ortamda Allah’a iman eden ve tağutu reddeden kişi, kopmayan bir ipi tutmuş gibidir. O ip insanı kurtuluşa götürür.
     Risale Perspektifiyle Tağut: Bediüzzaman Said Nursî, iman hakikatlerini açıklarken insanın en büyük düşmanının nefsi ve şeytanın telkinleri olduğunu vurgular. Ona göre insanın kalbinde iman kuvvetli olursa, dünya saltanatı bile onu saptıramaz. Fakat iman zayıf olursa küçük bir heves bile insanı hakikatten uzaklaştırabilir.
     Bu bakımdan tağut sadece dış dünyada değil, insanın iç dünyasında da ortaya çıkabilir. Nefsin ilahlaştırılması, insanın kendi arzusunu hakikatin yerine koyması da bir çeşit tağutlaşmadır.
**
    Modern çağda putlar değişmiş, fakat putperestlik sona ermemiştir. Bugün insanlar bazen: ideolojilere, popüler kültüre,bgüce ve servete, hatta kendi aklına mutlak otorite vererek farkında olmadan yeni tağutlar üretmektedir. Kur’ân’ın çağlar üstü mesajı ise nettir: Hakiki iman, ancak tağutu reddederek mümkündür.
     Sonuç olarak toparlayalım: Bakara Sûresi’nin bu ayeti, imanın özünü özetleyen büyük bir prensip ortaya koyar: Hak ile bâtıl aynı kalpte birlikte yaşayamaz.
     Tağutu inkâr eden ve Allah’a iman eden kimse, hayatın bütün fırtınaları içinde kopmayan sağlam kulpa sarılmış olur. Bu kulp, insanı dünyada istikamete, ahirette ise kurtuluşa götüren tevhid hakikatidir. Çünkü hakikatte insanın sığınabileceği tek güç vardır: Allahu Te'ala ...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık