- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 09 Ağustos 2025, Cumartesi 12:12
- 108 kez okundu
İnsanlık tarihinde ibret verici hadiselerden biri de, Peygamber Efendimiz’in (sav) doğumundan 700 yıl önce yazılmış O'nun için inşa edilmiş ev ve yazılmış bir mektuptur. Bu mektup, Yemen Kralı Tubba tarafından yazılmış, altın mühürle mühürlenmiş ve Hz. Muhammed’e (sav) gönderilmiştir.
Hem Yahudi hem de Hristiyan din alimleri, Tevrat ve İncil'de yer alan bazı metinlerden hareketle Arap bölgesinde "Ahmed" adıyla bir peygamberin geleceği bekliyorlardı ve bu bilgiyi de nesilden nesle aktardılar.
Hatta Yahudilerin önemli bir kısmı da, gelecek son elçiyi beklemek için Medine'ye yerleştiler. 400 Yahudi alimi, bu sebepten Medine'ye geldi ve Medine'yi vatan edindi. Bu alimlerin torunlarından bir kısmı, daha sonra Müslüman olarak "Ensar" adını aldı. Yani Ensar içinde, önceden Yahudi kökenli olup da Hz. Muhammed'e (sav) iman edenler de vardı. Resulullah'ın (sav) mücadelesinde sahabe olarak yanında yer edindiler.
. Peygamberimizin doğumundan yedi asır önce, Yemen hükümdarı Tubba, Medine'yi işgal için yola çıktı. Medine'ye geldiğinde oradaki Yahudi alimler, kendisiyle konuşup Medine'yi işgal etmemesi için onu uyararak, "Medine korunmuş bir şehirdir. Orayı işgal edemezsin" dediler.
Gerekçe olarak ise, "Son Peygamber'in Medine'ye yerleşeceği" bilgisini gösterdiler. Bu bilgi, Tubba'nın ilgisini çekti. Yahudi alimlerle uzun uzun konuşup Peygamberimizin geleceği hakkında bilgi aldı.
Bu bilgiler, onu o kadar etkiledi ki, Medine'de Peygamberimizin yerleşmesi için bir ev bile yaptı. Kendisine bilgi veren bu din adamlarına da, birer ev ve cariye verdi. Sonra da uzun bir mektup yazdı. Mektubu altın mühürle mühürleyip bu alimlerden en güvendiğine teslim etti.
Tubba, bu mektubu teslim ettiğinde şöyle vasiyet etti: "Ben bu peygamberin hangi asırda geleceğini bilmiyorum. Her biriniz kendi çocuğuna bu mektubu ulaştırsın. Nesilden nesle aktarılacak bu mektup mutlaka o peygambere ulaşacaktır."
Tubba mektubu teslim ettikten sonra Yemen'e geri döndü. Ancak kalbini ve aklını Medine'de bıraktı…
Bu alimlerin birisinin torunu olan -veya Medine'nin en asil ailelerinden birine mensup olan- Eyüp Sultan (esas ismi Halid bin Zeyd, eba eyyüp el-Ensari) bu mektuba sahip oldu. Mektup nesilden nesle, elden ele dolaşırken bir vesile ile Eyüp Sultan'a ulaştı.
Eyüp Sultan, bu mektubu sakladı. Hz. Peygamber Efendimizin (sav) Mekke'den çıkıp Medine'ye geleceğini duyunca da heyecanlandı ve mektupta adı geçenin Hz. Muhammed (sav) olduğunu anladı. Güvendiği adamlardan birisi olan Ebu Leyla'ya bu mektubu verip şöyle dedi: "Yola çık! Hz. Muhammed'i (sav) yolda yakala. Bu mühürlü mektubu O'na teslim et. Böylece görevimizi yerine getirelim."
Eyüp Sultan (ra), bu mektubu gönderdiğinde, Hz. Muhammed'in (sav) kendisine misafir olacağını henüz bilmiyordu. Ebu Leyla isimli Medineli, mektubu Peygamberimize ulaştırmak için yola çıktı. Süleym kabilesinin güvenilir mensuplarından birisi olan Ebu Leyla hicret yolculuğundaki Peygamberimizi, Medine'ye gelmeden buldu. Yolda Hz. Ebu Bekir (ra) ile karşılaştı ve onunla konuşmaya başladı. Henüz adını, nereden geldiğini ne için geldiğini söylememişti. İkisinin konuştuğunu gören Hz. Muhammed (sav), Ebu Leyla'ya adıyla hitap etti; "Sen Ebu Leyla mısın?" buyurdu. Ebu Leyla şaşkınlık içinde "evet" dedi. Resulullah (sav) devam etti: "Tubba'nın bana yazdığı mektubunu ver."
Ebu Leyla'nın hayreti daha da arttı. Peygamberimize, "Beni nasıl bildiniz, adımı nereden bildiniz, bu gizli mektubu nasıl bildiniz?" deyince Resulullah (sav) cevap buyurdu: "Ben Allah'ın Peygamberiyim. Ben Muhammed'im." Ebu Leyla, mektubu Peygamberimize teslim etti. Efendimiz mektubu okuması için Hz. Ebu Bekir'e uzattı. Hz. Ebu Bekir mektubun mührünü söktü ve içindekini okudu.
Tubba'nın milattan 200 yıl önce yazdığı yedi asırlık mektup şöyleydi: "Şehadet ederim ki Hz. Ahmed Allah'ın Peygamberidir. Şayet ömrüm olur da, O'na ulaşırsam, O'nun yardımcısı veya amcasının oğlu gibi olurum. O'nun yanında yer alırım. O'nun düşmanlarıyla savaşır, yükünü hafifletirdim."
Bu mektubu dinleyen Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurdu: "Sakın Tubba'ya küfretmeyin. Sövmeyin. O bir mü'mindir. Selâm Tubba. Aramıza hoş geldin!" Peygamber Efendimiz, Medine'de yedi ay boyunca Eyüp Sultan'ın evinde misafir olarak kaldı. Bu ev, tam yedi asır önce Tubba'nın Peygamberimiz için inşa ettiği o evdi. Hz. Muhammed (sav), ondan yedi asır önce inşa edilen o eve gelmiş ve haberi olmadan o evde misafir olarak kalmıştı.
KUR'AN-I KERİM'İN IŞIĞINDA TUBBA
Eski Yemen krallarının unvanı olan Tubba, Kur'an-ı Kerim'de helâk edildiği bildirilen bir kavmin de adıdır. Kur'an'da Duhan Suresi'nin 37'inci ayetinde ve Kaf Suresi'nin 14'üncü ayetinde geçen Tubba adlı kavmin, günahkârlıkları ve peygamberleri yalanlamaları yüzünden helak edildiği bildirilir.
Yemenlilerin aslını oluşturan Kahtânîler, Cürhüm ve Ya'rub olmak üzere iki kola ayrılmış, Ya'rub b. Kahtân bölgede ilk devleti tesis etmiş, Ya'rub'un soyundan gelen Sebe de bölgede birliği yeniden sağlayıp Sebe Devleti'ni kurmuştu. Bu devletin kuruluş tarihinin milâttan önce üç binli yıllara kadar gittiği tahmin edilir.
Sebe Devleti, Mukarribler (MÖ ? - MÖ 650) ve Melikler (MÖ 650 - MÖ 115) diye iki döneme ayrılmış, Sebe'nin soyundan gelen Himyer Himyerî Devleti'ni tesis etmişti. Güney Arabistan'da milâttan önce 115 yılından milattan sonra 525 yılına kadar hüküm süren Himyerî Devleti birincisine krallar, ikincisine tebâbia denilen iki döneme ayrılır.Krallar devri, 4'üncü yüzyılın başına; tebâbia devri, 525 yılına kadar devam etmiştir. Bu dönemde kendilerine Tubba adı verilen Himyerî kralları Güneybatı Arabistan'ın tamamına hâkim olmuştur.
İslâm kaynaklarında Yemen krallarına Sebe, Himyer ve Hadramut'a sahip olmadıkça Tubba denilmediği belirtilir; dolayısıyla tebâbia Yemen'in birliğini sağlayan kralların unvanıdır.
Resûl-i Ekrem'den, "Tubba'a küfretmeyin, zira o Müslüman olmuştur"; "Es'ad el-Himyerî'ye küfretmeyin, zira o Kâbe'ye ilk örtü giydirendir" meâlinde hadisler nakledilir. Hz. Aişe (ra), Tubba hakkında şöyle demiştir: "Tubba'a sövmeyin, çünkü o salih bir kimse idi. Allah Teala, kavmini tenkit ettiği halde, onu tenkit etmemiştir."
KAVMİ, HELÂK EDİLEN KAVİMLERDEN BİRİYDİ
Tebâbia döneminin son hükümdarı, Yahudiliği kabul etmiş ve bölgedeki Hristiyanları bu dine girmeye zorlamıştır. Bunun üzerine Habeş Kralı Kaleb Ela-Esbaha, Bizans İmparatoru I. Justinos ile anlaşıp Son kral Zûnüvâs'a savaş açmış ve Himyerî Devleti'ni yıkmıştır. Tebâbiadan sonra Yemen'de Habeşler hâkimiyet kurmuştur.
Kur'an'da günahkâr oldukları ve peygamberleri yalanladıkları için yok edildikleri bildirilen kavimler Nûh kavmi, Ashâbü'r-res, Semûd kavmi, Âd kavmi, Firavun'un taraftarları, Lût'un kardeşleri, Ashâbü'l-Eyke ve Tubba halkı şeklinde sıralanmaktadır. Helâk edildiği bildirilen Tubba kavminin kimliği söz konusu tübbaın kim olduğuna ve yaşadığı döneme bağlıdır. Ümmet-i Muhammed'in toplu helaktan korunma teminatı olmasaydı, o kavimler neden helak edildiyse BÜTÜN ümmet içinde de o kabahatlar kol geziyor. Rabbim bizlerdeki masumların "indindeki" kıymetince " Ümmet-i İslamiye"yi korusun!..
MAKALEYE YORUM YAZIN
