Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 03 Haziran 2026, Çarşamba 21:14
Mehmet NuriBingöl

Mehmet Nuri Bingöl

Aç Olan Karın mı, Göz mü?

Günümüz insanının en büyük imtihanlarından biri, ihtiyaç ile hırs arasındaki çizgiyi kaybetmesidir. Çoğu zaman “Millet aç” deniyor birilerince. 
        Elbette gerçekten ihtiyaç sahibi, yoksulluk çeken insanlar var ve onların sıkıntılarını görmezden gelmek vicdana sığmaz. Ancak toplumun genel manzarasına bakıldığında, birçok insanın aç olan karnından ziyade gözü.
**
        İnsan bir lokma ekmekle doyabilir, bir bardak suyla susuzluğunu giderebilir. Fakat gözün açlığı? Doymaz hiçbir zaman.
        Bir evi olan daha büyüğünü ister, bir arabası olan daha yenisini arar. Elindeki nimetin şükrünü yapmak yerine başkasının elindekine bakar. Böylece kanaat kaybolur, hırs büyür, hatta tombullaşır.
        Kur'ân-ı Kerîm'de: “Eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım.” buyurulur. İnsan sahip olduğu nimetlerin kıymetini bildiğinde huzur bulur. Huzurun anahtarı çok şeye sahip olmak değil, sahip olduklarına kanaat etmektir.
        Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, ikinci bir vadi ister. İki vadi dolusu altını olsa üçüncüsünü ister.” Bu hadis, insan nefsinin doymaz tarafını çok güzel anlatmaktadır. Karnın bir sınırı vardır; fakat hırsın ve tamahın sınırı yoktur.
**
        Bediüzzaman Said Nursî de kanaatin bir hazine olduğunu ifade eder. Ona göre kanaat eden izzetli yaşar, hırs eden ise manen dilenci olur. Çünkü hırslı insan sürekli başkasının elindekine göz diker; kanaatkâr insan ise Rabbinin verdiği nimetlere teşekkür ederek huzur bulur.
        Bugün birçok evde azık, hatta zaruri olmayan "yemiş" eksik değildir; fakat huzur eksik. Çünkü sofralar büyüdükçe kanaat küçülmekte, imkânlar arttıkça beklentiler çoğalmaktadır. İnsanların bir kısmı açlıktan değil, kıyaslamaktan mutsuz olmaktadır. Sosyal medyada gördüğü hayatlara özenmekte, elindeki nimetleri değersiz görmektedir.
**
        Asıl zenginlik malın çokluğu değil, gönlün tokluğudur. Aç olan karın doyurulabilir; fakat aç olan göz, kanaat ve şükürle terbiye edilmedikçe doymak bilmez.
        Bu sebeple bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Aç olan gerçekten karnımız mı, yoksa gözümüz mü?
        Eğer gözümüzü kanaatle, gönlümüzü şükürle doldurabilirsek, sahip olduğumuz nimetlerin ne kadar büyük bir servet olduğunu daha iyi anlayacağız. Çünkü gerçek zenginlik, eldekinin çokluğunda değil, kalbin tok oluşundadır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık