Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 28 Nisan 2026, Salı 20:46
Mehmet NuriBingöl

Mehmet Nuri Bingöl

Tabuların Gölgesinden Ne Umulur?

Tarih ve din sahasında büyük şahsiyetler vardır. Onlar, yaşadıkları çağın karanlığını yarıp geçen birer meşale gibidir. Fakat ne hazindir ki, bazen o meşaleler ışık saçmak yerine birer “dokunulmaz tabu" hâline getirilir. Asıl tehlike -işte- burada başlar.
        Bir büyüğü “eleştirilemez” ilan etmek, aslında onu yüceltmek değil; bilakis fikrini dondurmaktır. Çünkü düşünce, canlı bir organizmaya benzer. Nefes alır, gelişir, zamanla yeni şartlara cevap verir. Onu cam bir fanusun içine kapatıp “artık değişmez” demek, onu yaşatmak değil, muhafaza adı altında öldürmektir.
       Tarihe baktığımızda, büyük alimlerin ve mütefekkirlerin en belirgin vasfı, kendilerinden sonrakilere düşünme kapısını açık bırakmalarıdır. 
       Mesela İmam Şafii, “Benim sözüm doğruya en yakın olandır; ama yanlış olma ihtimali de vardır” diyerek fikrî tevazuun zirvesini göstermiştir. 
        Yine İmam-ı Azam Ebu Hanife, talebelerine “Bu benim görüşümdür, daha iyisini bulan olursa onu alın” diyebilmiştir. Bu sözler, hakikatin şahıslara değil, delillere bağlı olduğunun açık ilanıdır.
       Bir şahsı tabulaştırmak, onu eleştiriden azade kılmak; zamanla o şahsın fikirlerini mutlaklaştırır. Bu da iki büyük zarara yol açar: Birincisi, yeni fikirlerin önü kesilir. İkincisi, hatalar kutsallaştırılır. 
       Hâlbuki insan olanın yanılması da mümkündür. Yanılma ihtimali olan bir sözü, tartışılmaz ilan etmek, hakikate değil, taassuba hizmet eder.
       Daha da önemlisi, tabulaştırma bir korku iklimi doğurur. İnsanlar soru sormaktan çekinir, araştırmaktan uzaklaşır. “Ya yanlış anlaşılırsam?” endişesi, düşüncenin önüne set çeker. Oysa ilim, soru ile başlar. Soru yasaklandığında, ilim de kaskatı kesilir.
       Bu noktada Bediüzzaman Said Nursî’nin yaklaşımı dikkat çekicidir. O, eserlerinde defalarca “Ben de beşerim, hata edebilirim” diyerek şahsını değil, ortaya koyduğu hakikatleri merkeze almıştır. Risalelerinde sık sık akla, muhakemeye ve tahkike çağrı yapması, tabulaştırmaya karşı açık bir duruştur.
       Unutulmamalıdır ki, hakikat şahıslarla kaim olamaz. Şahıslar hakikate hizmet eder; hakikat onların tekelinde değildir. 
       Bir büyüğü gerçekten sevmek, onun sözlerini dondurmak değil; onun açtığı yolu yürümektir. O yol ise çoğu zaman sorgulamaktan, düşünmekten ve gerektiğinde farklı yorumlar geliştirmekten geçer.
       Bugün yapılması gereken, büyükleri yıkmak değil; onları doğru yere koymaktır. Ne putlaştırmak, ne de itibarsızlaştırmak… 
       Bilakis, onları anlamak, değerlendirmek ve gerekirse fikirlerini yeniden yorumlamak.
       Çünkü fikir, donduğu anda ölür. Hakikat ise ancak hareket hâlindeyken parlar.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık