Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 17 Haziran 2026, Çarşamba 12:33
Mehmet NuriBingöl

Mehmet Nuri Bingöl

Uhud'dan Günümüze: Âl-i İmrân 152. Ayetin Risale-i Nur Perspektifinden Tefsiri

Cenâb-ı Hak Âl-i İmrân Sûresi'nin 152. ayetinde Uhud Savaşı'nda yaşanan hadiseleri anlatırken, sadece o günkü sahabelere değil, kıyamete kadar gelecek bütün müminlere önemli dersler vermektedir:
     "Andolsun Allah size olan vaadini gerçekleştirdi... Sonra sizi denemek için onlardan geri çevirdi. Ve sizi bağışladı. Allah müminlere karşı çok lütufkârdır."
      Bu ayetin zahirî manası Uhud'daki mağlubiyetin sebeplerini açıklarken, Risale-i Nur perspektifinden bakıldığında çok daha derin hakikatler görülür.
      Ayetin başında:
"Allah size olan vaadini gerçekleştirdi."
buyurulmaktadır.
      Bediüzzaman Hazretleri, başarı ve galibiyetin sebeplerden değil, doğrudan doğruya Allah'ın tevfik ve inayetinden geldiğini ifade eder. İnsan ancak vazifesini yapar; neticeyi yaratan Allah'tır.
      Risale-i Nur'da: "Vazife-i İlâhiye'ye karışmamak ve vazife-i ubudiyeti yapma"nın esas olduğu sıkça vurgulanır.
     Uhud'un başlangıcında sahabeler sebeplere değil Allah'a dayanmışlar, bu sebeple ilahî yardım gelmiştir. Ancak zafer görünmeye başlayınca bir kısım okçuların nazarı ganimete çevrilmiştir.
      Bu da gösteriyor ki bazen başarı insanı gaflete düşürebilir.
**
           İhtilaf ve Ene'nin Tehlikesi
        Ayet: "Zaafa düştünüz, emir hakkında tartıştınız ve isyan ettiniz."
buyuruyor. Üstad Said Nursi'nin "sadakat" isteyişi bundan başka bir manada değildir!
     Risale-i Nur'da müminlerin kuvvetinin ihlâs ve ittifakta olduğu ifade edilir. Özellikle İhlâs Risalesi'nde: "Bu hizmet-i Kur'âniyede en mühim esas ihlâstır."
denilmektedir.
      Uhud'da mağlubiyetin sebeplerinden biri ihtilaftır. Bir kısmı "Peygamberimizin emrine uyalım" derken, diğer kısmı "Savaş bitti, ganimet toplayalım" düşüncesine kapılmıştır.
     Demek ki müminlerin kuvvetini kıran düşmanlardan önce, kendi aralarındaki ihtilaf ve nefis muhasebesindeki eksikliklerdir.
**
          Dünya Sevgisi ve İmtihan
     Ayetin: "Kiminiz dünyayı istiyordu, kiminiz de ahireti istiyordu." kısmı son derece dikkat çekicidir.
     Bediüzzaman, dünyanın üç yüzü olduğunu söyler. Bir yüzü Allah'ın isimlerine ayna olduğu için güzeldir; bir yüzü ahirete baktığı için güzeldir; bir yüzü ise insanı gaflete atan nefsanî yönüdür.
     Uhud'da bazı sahabelerin hatası, dünyanın bu geçici yüzüne nazar etmelerinden dolayıdır. Malum ayet bize şu dersi verir:
     İman hizmeti yapılırken makam, şöhret, menfaat veya maddî kazanç ön plana geçtiğinde ilahî yardımın gelmesine engel olabilecek manevî yaralar açılır.
      Ayetin en önemli derslerinden biri: "Sizi denemek için onlardan geri çevirdi."
ifadesidir.
     Risale-i Nur'a göre musibetler ve sıkıntılar çoğu zaman ceza değil, terbiye ve ikazdır. Bediüzzaman şöyle der:
     "Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir."
     Uhud'daki geçici mağlubiyet, sahabelerin kusurlarını görmelerine, nefislerini tanımalarına ve daha büyük zaferlere hazırlanmalarına vesile olmuştur.
     Bugün de bazen şahsî hayatımızda, aile hayatımızda veya toplum hayatında yaşadığımız sıkıntılar görünürde mağlubiyet gibi görünse de, kader noktasında büyük hikmetler taşıyabilir.
**
      Risale-i Nur'un önemli düsturlarından biri: "Beşer zulmeder, kader adalet eder." hakikatidir.
     Uhud'da müşriklerin saldırısı bir zulüm olmakla beraber, müminlerin bazı kusurlarına karşı kader cihetinde bir ikaz ve terbiye yönü de bulunuyordu. Bu yüzden müminin başına gelen hadiselerde sadece dış sebeplerel değil, kendi nefsi de mesuldür.
      Kur'ân'ın-ı Kerim'in: "Başınıza gelen musibetler kendi ellerinizle yaptıklarınız sebebiyledir." manasındaki ayetleri de bu hakikati teyit etmektedir.
**
         Affın ve Ümidin Kapısı
      Ayet: "Ve sizi bağışladı." buyurarak sona ermektedir.
     Risale-i Nur'un en kuvvetli mesajlarından biri de ümitsizliğin yasak edilmesidir. İnsan hata edebilir, kusur işleyebilir; fakat tevbe ettiği müddetçe Allah'ın rahmet kapısı açıktır.
     Uhud'da hata eden sahabeler bile affedilmişse, bugün bizim de kusurlarımızdan dolayı ümitsizliğe düşmememiz gerekir.
     Çünkü ayetin sonundaki müjde şöyledir:
     "Allah müminlere karşı çok lütufkârdır."
     Demek ki mümin için mağlubiyetin içinde zafer, musibetin içinde rahmet, hatanın içinde tevbe kapısı ve her olayın arkasında ilahî hikmet vardır. 
      Uhud'un bize verdiği en büyük derslerden biri budur: İhlâsı kaybetmemek, emre itaat etmek, dünyayı ahiretin önüne geçirmemek ve her hâlükârda Allah'ın rahmetinden ümit kesmemektir.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık