- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 30 Nisan 2026, Perşembe 19:58
- 8 kez okundu
MEHMET NURİ BİNGÖL
Bir toplumun vicdanı, en çok, emekliye bakışında kendini gösterir. Yıllarca çalışmış, üretmiş, çocuk büyütmüş, devletine ve milletine hizmet etmiş insanların ömrünün son demlerinde nasıl yaşadığı; aslında o toplumun medeniyet seviyesinin de bir ölçüsüdür.
Bugün emeklilerimizin önemli bir kısmı, bırakın rahat bir hayatı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta dahi zorlanmaktadır. Böyle bir tabloda “tatil” kelimesi, çoğu emekli için lüksün ötesinde, neredeyse hayal hükmündedir.
Oysa tatil, sadece eğlence değildir. İnsan ruhunun dinlenmesi, bedenin yenilenmesi, hayatın yükünden bir nebze olsun uzaklaşabilmesi için zaruri bir ihtiyaçtır. Çalışma hayatı boyunca sürekli üretim içinde olan bireyin, emeklilikte de insanca yaşama hakkı vardır. Bu hak, yalnızca karnını doyurmakla sınırlı tutulamaz; ruhunu da besleyen imkânlarla desteklenmelidir.
Devletin burada üstleneceği rol, bir lütuf değil; sosyal devlet olmanın gereğidir. Nasıl ki eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetleri vatandaşın hakkıysa; yaşlılık döneminde insana yakışır bir hayat sürmek de aynı derecede önemlidir. Bu bağlamda, emeklilere yönelik “mütevazı tatil desteği” uygulaması hem insani hem de toplumsal açıdan yerinde bir adım olacaktır.
**
Unutulmamalıdır ki dinlenmiş, mutlu ve huzurlu bir emekli kitlesi; aile yapısına da toplumsal huzura da olumlu yansır.
Torununa daha sabırlı yaklaşan bir dede, hayata daha umutla bakan bir nine; aslında geleceğin de teminatıdır. Bu yüzden mesele sadece bireysel değil, aynı zamanda sosyal bir yatırımdır.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, emeklilere mütevazı bir tatil ödeneği sunmak; israf değil, vefadır. Bu vefa, geçmişin emeğine duyulan saygının ifadesidir.
Devlet, vatandaşının sadece çalışırken değil; yorulduğunda da yanında olmalıdır. Çünkü gerçek büyüklük, güçlüyü değil, yorgunu da gözetebilmekte gizlidir.
MAKALEYE YORUM YAZIN
-
28.04.2026 Tabuların Gölgesinden Ne Umulur?
-
24.04.2026 Makam ve Mananın Çatışması ve Gülistan Doku Cinayeti
-
23.04.2026 Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
-
23.04.2026 SİLÜET
-
18.04.2026 BİR REALİTE: ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE TURGUT ÖZAL
-
17.04.2026 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
-
17.04.2026 FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
-
12.04.2026 BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A
-
11.04.2026 Şanlıurfa’nın İstiklâl Destanı: 11 Nisan
-
25.03.2026 Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor...
-
10.03.2026 İLK ADIM, İKİNCİ VE ASIL ADIM
-
08.03.2026 Hak Üstündür, Haktan Üstün Yoktur.
-
05.03.2026 Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
-
26.02.2026 "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
-
15.02.2026 Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
-
06.02.2026 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
-
06.02.2026 İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
-
06.02.2026 Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
-
18.01.2026 BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
-
18.01.2026 EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
-
17.12.2025 ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
-
23.11.2025 KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
-
16.11.2025 Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
-
14.11.2025 “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
-
10.11.2025 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
-
30.10.2025 “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
-
16.10.2025 CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
-
28.09.2025 Acayip Yerdeki AN
-
02.09.2025 İSKENDER DİYE BİRİ
-
13.08.2025 SİYAH SANCAK
-
12.08.2025 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza
-
09.08.2025 YEDİ ASIR EVVEL HAZIRLANAN EV
-
20.07.2025 Yeni Fetih Gazetesi: Bir Dirilişin Kalem Gücü