Sanat Ajans , Yeni Fetih, Yeni Fetih Gazetesi, İlkeli Duruş Gazetesi...

İslam Dünyası'nın Güvenilir Haber Ajansı

  • Dolar
  • Euro
  • GR ALTIN
  • ÇEYREK

  • 17 Haziran 2026, Çarşamba 12:34
Mehmet NuriBingöl

Mehmet Nuri Bingöl

Âl-i İmrân Sûresi 139. Âyet Ne Der Bize

 "Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer iman etmiş kimselerseniz, üstün gelecek olan sizsiniz." (Âl-i İmrân, 3/139) Mealindeki bu âyet, Uhud Savaşı'ndan sonra nazil olmuştur. 
         Müslümanlar Uhud'da ağır kayıplar vermiş, birçok sahâbî şehit olmuş, Resûlullah (sav) yaralanmıştı. Bu durum bazı müminlerin moralini bozmuş, kalplerine hüzün ve endişe düşürmüştü. İşte Allah Teâlâ bu âyetle onları teselli etmiş ve yeniden ayağa kaldırmıştır.
        "Gevşemeyin!"
        Buradaki gevşemek; mücadeleden vazgeçmek, ümitsizliğe düşmek, azim ve gayreti terk etmek demektir. Mümin, karşılaştığı sıkıntılar sebebiyle yılgınlığa kapılmaz. Çünkü bilir ki zaferin de mağlubiyetin de hakiki sahibi Allah'tır.
        "Üzülmeyin!"
        Üzüntü insanîdir; ancak insanı hareketsiz bırakan, ümitsizliğe sürükleyen bir kedere dönüşmemelidir. Allah, müminlerden sabır ve metanet istemektedir. Çünkü geçici musibetler ebedî neticeler yanında küçüktür.
        "Eğer inanıyorsanız, üstün olan sizsiniz."
         Buradaki üstünlük yalnızca askerî veya maddî üstünlük değildir. Hakikate bağlılık, ahlâk, maneviyat ve Allah'ın yardımına mazhar olmak bakımından üstünlük kastedilmektedir.
        Nitekim Uhud'da müşrikler görünüşte galip gelmiş olsalar da
Müslümanlar Allah yolunda mücadele etmişlerdir. Şehit olanlar ebedî saadeti kazanmıştır.
        Müşrikler ise geçici bir başarı elde etmişlerdir. Bu sebeple gerçek üstünlük iman ehlinindir.
**
       Risale-i Nur Bakışı
        Bediüzzaman Said Nursî, müminlerin kuvvetinin yalnız maddî imkânlardan değil, imanlarından geldiğini ifade eder:
        "İman ne kadar mükemmel olursa, cesaret o derece artar. İste Asr-ı Saadet..."
        Mümin, hadiselerin zahirine bakıp ye'se düşmez. Çünkü kader planında her hadisenin bir hikmeti vardır. Görünürde mağlubiyet gibi duran birçok olay, neticede büyük fetihlerin ve manevî kazanımların başlangıcı olabilir.
**
        Meselenin Günümüze Bakan Yönü
       Bu âyet sadece Uhud'daki sahâbelere değil, bütün zamanların müminlerine hitap etmektedir. Ferdî hayatta, ailede, toplumda veya ümmet çapında yaşanan sıkıntılar karşısında:
Ümitsizliğe düşmemek,
Hizmetten geri durmamak,
Allah'ın rahmetinden ümit kesmemek,
İmanın verdiği izzet ve şerefi muhafaza etmek
gerektiğini ders vermektedir.
       Netice olarak Âl-i İmrân 139. âyet, mümine şu hakikati haykırmaktadır:
        "İmanını muhafaza ettiğin müddetçe mağlup  sayılmazsın. Geçici sıkıntılar seni yıldırmasın. Allah'a dayan, vazifene sarıl; çünkü hakiki üstünlük iman ve istikamet üzeredir." ( 11.06. 2026)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık