- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 03 Haziran 2026, Çarşamba 21:11
- 5 kez okundu
Geçtiğimiz günlerde okulda, öğretmenler odasında otururken kastamonur.com.tr sitesinde Muhterem Muhammed Özel’in “Musibetler Neden Başıma Geliyor” başlıklı yazısını okuyordum.
Yazının satırlarında insanın başına gelen sıkıntıların hikmeti anlatılıyordu. Tam o sırada hafif bir sallantı hissettik. Sandalyeler titredi, duvarlarda ince bir uğultu dolaştı. Merkezi Malatya olan zelzele bize kadar ulaşmıştı. O an okuduğum satırlarla yaşadığım hâdise birbiriyle kaynaştı.
**
Bir deprem anında insanın zihnindeki bütün sahte güven duyguları yıkılıyor. Modern çağın insanı teknolojiyle, betonla, makamla ve maddiyatla kendisini güçlü zannediyor. Oysa küçücük bir sarsıntı, insanın ne kadar aciz olduğunu birkaç saniyede hatırlatıyor.
Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyuruyor:
“Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara Suresi, 155)
Musibet, mümin için yalnızca elem değildir; aynı zamanda bir imtihandır. Hatta bazen gaflet uykusundan uyandıran ilahî bir ikazdır.
Said Nursî Hazretleri Risale-i Nur’da musibetlerin hikmetini anlatırken çok çarpıcı bir ifade kullanır:
“Musibet, cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddemesidir.”
Yani bazen musibet, insanın yanlışlarını fark etmesine vesile olurken; bazen de sabırla karşılandığında büyük manevî kazançların kapısını açar.
Bugün insanlık büyük bir hızla maneviyattan uzaklaşıyor. Televizyonlar lüksü, sosyal medya gösterişi, modern kültür ise sınırsız arzuyu kutsuyor.
Kanaat küçümseniyor, sabır unutuluyor, şükür zayıflıyor. İnsan “Ben yaptım, ben kazandım, ben güçlüyüm” dedikçe; hayat ona bir anda aczini hatırlatıyor.
İşte deprem tam da bunu yapıyor.
Ayağımızın altındaki toprağın bile mutlak bir emniyet taşımadığını gösteriyor.
**
Kur’ân’da Zelzele Suresi’nde şöyle buyurulur: “Yer o şiddetli sarsıntısıyla sarsıldığı zaman…” (Zilzâl Suresi, 1)
Bu ayet yalnız kıyameti değil; insanın dünyadaki gafletini kıran bütün sarsıntıları da düşündürüyor. Çünkü bazen yer sallanır ama asıl sarsılması gereken kalptir.
Peygamber Efendimiz Muhammed de şöyle buyurmuştur:
“Müminin başına gelen yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü hatta ayağına batan diken bile günahlarına kefaret olur.”
Demek ki mümin için musibet tamamen karanlık değildir. İçinde rahmet, arınma ve dönüş ihtimali vardır.
Öğretmenler odasında o birkaç saniyelik sessizlikte herkes aynı hakikati hissetti aslında:
İnsan ne kadar plan yaparsa yapsın, hayatın gerçek sahibi değildir. Risale-i Nur’da geçen şu ifade bu hakikati ne güzel anlatır:
“İnsan zayıftır; belaları çoktur. Fakirdir; ihtiyacı pek ziyadedir.” Fakat aynı insan, Rabbine dayanırsa da manevî kuvvet kazanır. Çünkü tevekkül, korkunun ortasında kalbe emniyet veren en büyük hakikattir.
Belki de en büyük musibet; musibetsiz geçen yılların insanda oluşturduğu gaflettir. Çünkü rahatlık arttıkça insan ölümü, hesabı, faniliği unutuyor. Zelzele ise bir anda bütün perdeleri kaldırıyor.
**
O gün anladım ki mesele yalnız sağlam binalar inşa etmek değildir. Asıl mesele; sarsıntılar karşısında dağılmayacak sağlam bir ruh inşa edebilmektir.
Rabbim milletimizi her türlü afetten muhafaza etsin. Musibetleri gazaba değil, ibrete ve dirilişe vesile kılsın. Kalplerimizi gafletin uyuşukluğundan uyandırsın. Âmin.
MAKALEYE YORUM YAZIN
-
03.06.2026 MALINLA ÖVÜNME EY İNSAN! KABRE GÖTÜREMEYECEĞİN ŞEYLE NEDEN BÖBÜRLENİYORSUN?
-
03.06.2026 Aç Olan Karın mı, Göz mü?
-
03.06.2026 İSTANBUL FETHİNİN ASIL ÖNEMİ
-
03.06.2026 ADALET, HERKESE AYNI ŞEYİ VERMEK DEĞİL, HAKKINI VERMEKTİR.
-
03.06.2026 TEYAKKUZ
-
03.06.2026 İZDÜŞÜM VE AYNA METİNLERDEN ÜÇ MİSAL
-
03.06.2026 Duruşu Olan Bir Gazete: DURUŞ
-
03.05.2026 EN BÜYÜK MİYAR: KANAAT
-
30.04.2026 Emekliye Nefes Aldıracak Bir İmkân: Mütevazı Tatil Desteği
-
28.04.2026 Tabuların Gölgesinden Ne Umulur?
-
24.04.2026 Makam ve Mananın Çatışması ve Gülistan Doku Cinayeti
-
23.04.2026 Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
-
23.04.2026 SİLÜET
-
18.04.2026 BİR REALİTE: ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE TURGUT ÖZAL
-
17.04.2026 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
-
17.04.2026 FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
-
12.04.2026 BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A
-
11.04.2026 Şanlıurfa’nın İstiklâl Destanı: 11 Nisan
-
25.03.2026 Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor...
-
10.03.2026 İLK ADIM, İKİNCİ VE ASIL ADIM
-
08.03.2026 Hak Üstündür, Haktan Üstün Yoktur.
-
05.03.2026 Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
-
26.02.2026 "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
-
15.02.2026 Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
-
06.02.2026 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
-
06.02.2026 İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
-
06.02.2026 Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
-
18.01.2026 BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
-
18.01.2026 EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
-
17.12.2025 ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
-
23.11.2025 KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
-
16.11.2025 Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
-
14.11.2025 “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
-
10.11.2025 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
-
30.10.2025 “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
-
16.10.2025 CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
-
28.09.2025 Acayip Yerdeki AN
-
02.09.2025 İSKENDER DİYE BİRİ
-
13.08.2025 SİYAH SANCAK
-
12.08.2025 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza
-
09.08.2025 YEDİ ASIR EVVEL HAZIRLANAN EV
-
20.07.2025 Yeni Fetih Gazetesi: Bir Dirilişin Kalem Gücü