- Makaleyi Paylaş
- Facebook'ta Paylaş
- Twitter'da Paylaş
- 03 Haziran 2026, Çarşamba 21:13
- 4 kez okundu
29 Mayıs 1453 yalnızca bir şehrin fethedildiği gün değildir; bir medeniyetin yön değiştirdiği, tarihin yeniden yazıldığı bir dönüm noktasıdır.
Eğer İstanbul'un Fethi gerçekleşmeseydi, bugün Anadolu’nun kaderi çok farklı olabilirdi. Çünkü İstanbul’un fethi, sadece Bizans’ın sonu değil; Anadolu’nun ebedî İslam yurdu hâline gelişinin de en büyük teminatlarından biri olmuştur.
**
Tarih bazen tek bir günün omuzlarında yükselir. Öyle günler vardır ki yalnızca bir devletin değil, milletlerin geleceğini de belirler.
İşte 29 Mayıs 1453 de böylesine büyük bir dönüm noktasıdır. Eğer İstanbul fethedilmeseydi, bugün Anadolu’nun bizim vatanımız olarak kalıp kalamayacağı bile tartışmalı hâle gelebilirdi.
Çünkü İstanbul, sıradan bir şehir değildi. Asırlar boyunca Doğu ile Batı’nın kilidi olmuş, siyasetin, ticaretin, dinin ve askerî stratejinin merkezinde yer almıştı.
Bizans’ın elinde kalan İstanbul, Anadolu insanı için sürekli bir tehdit unsuru olmaya devam ediyordu. Anadolu’da kurulan Türk-İslam birliği, arkada duran güçlü bir Bizans oldukça tam manasıyla emniyet altına alınamazdı.
Devlet-i Âliye henüz yükselme çağındayken Avrupa’dan gelen Haçlı hücumlarının çoğu İstanbul merkezli planlanıyordu. Bizans, kimi zaman doğrudan savaşarak, kimi zaman da Anadolu’daki beylikleri ve fitneleri destekleyerek Türk birliğini parçalamaya çalışıyordu.
Eğer İstanbul fethedilmemiş olsaydı, Avrupa’nın Anadolu üzerindeki siyasî ve askerî baskısı çok daha güçlü devam edecek; belki de Anadolu yeniden parçalanma sürecine sürüklenecekti.
**
Fatih Sultan Mehmed yalnızca bir şehri almadı; Anadolu’nun geleceğini mühürledi. İstanbul’un fethiyle birlikte Osmanlı Devleti gerçek anlamda cihan devleti hâline gelirken, Anadolu da güvenlik bakımından büyük ölçüde tahkim edildi. Boğazların kontrolü sağlandı, Bizans’ın siyasî etkisi sona erdi ve Türk milletinin bu topraklardaki hâkimiyeti daha sağlam bir zemine oturdu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu daha iyi anlıyoruz: İstanbul’un fethi yalnızca geçmişin bir zaferi değildir; bugünün de teminatıdır. Eğer o büyük fetih gerçekleşmeseydi, Anadolu belki uzun yüzyıllar boyunca Haçlı kuşatmaları, iç karışıklıklar ve siyasî parçalanmalar içinde kalacaktı. Belki de bugün bu topraklarda başka milletlerin hâkimiyeti konuşuluyor olacaktı.
**
Bu yüzden 29 Mayıs’ı sadece tarih kitaplarında kalan askerî bir başarı gibi görmek büyük eksiklik olur. O gün, bir milletin istikbalinin kurtarıldığı gündür.
İstanbul’un surları aşılırken aslında Anadolu’nun geleceği korunmuş, bir medeniyetin kökleri sağlamlaştırılmıştır.
Fatih Sultan Mehmed’i ve fetih ruhunu anlamak, yalnız geçmişe övgü düzmek değildir.
Asıl mesele; birlik, ilim, strateji, sabır ve inançla nelerin başarılabileceğini kavrayabilmektir. Çünkü tarih bize açıkça göstermektedir ki büyük milletler, büyük hedefleri olan milletlerdir.
29 Mayıs, sadece İstanbul’un değil; Anadolu’nun da kader günüdür. (29.05.2026)
MAKALEYE YORUM YAZIN
-
03.06.2026 MALINLA ÖVÜNME EY İNSAN! KABRE GÖTÜREMEYECEĞİN ŞEYLE NEDEN BÖBÜRLENİYORSUN?
-
03.06.2026 Aç Olan Karın mı, Göz mü?
-
03.06.2026 ADALET, HERKESE AYNI ŞEYİ VERMEK DEĞİL, HAKKINI VERMEKTİR.
-
03.06.2026 RAHMANİ İKAZ
-
03.06.2026 TEYAKKUZ
-
03.06.2026 İZDÜŞÜM VE AYNA METİNLERDEN ÜÇ MİSAL
-
03.06.2026 Duruşu Olan Bir Gazete: DURUŞ
-
03.05.2026 EN BÜYÜK MİYAR: KANAAT
-
30.04.2026 Emekliye Nefes Aldıracak Bir İmkân: Mütevazı Tatil Desteği
-
28.04.2026 Tabuların Gölgesinden Ne Umulur?
-
24.04.2026 Makam ve Mananın Çatışması ve Gülistan Doku Cinayeti
-
23.04.2026 Malazgirt’te Anadolu Can Atarken İslam'a
-
23.04.2026 SİLÜET
-
18.04.2026 BİR REALİTE: ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE TURGUT ÖZAL
-
17.04.2026 14- 15 Nisan’ın Acı Gölgesi ve Çıkış Yolu: Maneviyatla Techiz ve İnşa Edilen Öğrenci
-
17.04.2026 FEDAKÂRLIĞIN SESSİZ DESTANI
-
12.04.2026 BURSA FETİHLE GÖNLÜNÜ AÇARKEN İSLAM'A
-
11.04.2026 Şanlıurfa’nın İstiklâl Destanı: 11 Nisan
-
25.03.2026 Üstad Said Nursi Vefat Etti Ama Eserleri Asırları Parlatıyor...
-
10.03.2026 İLK ADIM, İKİNCİ VE ASIL ADIM
-
08.03.2026 Hak Üstündür, Haktan Üstün Yoktur.
-
05.03.2026 Tağutu İnkâr Etmeden İman Sahih Olmaz
-
26.02.2026 "Kabede Hacılar..." İlahisi Popüler Olunca
-
15.02.2026 Ramazan: Kur’ân, Sünnet ve Risale-i Nur Işığında Bir Diriliş
-
06.02.2026 6 Şubat'ta Geceyi Yaran Ses- Hikâye
-
06.02.2026 İSLÂM ORDULARININ CİHAD RUHU VE MAKSADI : İ'LAY-I KELİMETULLAH
-
06.02.2026 Bediüzzaman Said Nursî ve Mehdi-i Azam Meselesi...
-
18.01.2026 BOZULAN GENÇLİK Mİ, TERK EDİLEN EMANET Mİ?
-
18.01.2026 EL-ŞARA'NIN "ŞAM" YA DA SURİYESİ
-
17.12.2025 ETHEM “Rüzgârın Oğlu”
-
23.11.2025 KIRK BİR YILIN HİSSİYATI
-
16.11.2025 Uhuvvet Hissi ve İhlasla Alakası
-
14.11.2025 “Ümitsizlik bir hastalıktır” Ya Ümit?
-
10.11.2025 BAŞKAN ZOHRAN MAMDANİ!
-
30.10.2025 “ESKİ HÂL MUHAL. YA YENİ HÂL, YA İZMİHLÂL.”
-
16.10.2025 CAMİALARDA KUZMAN MİSALİ İNSANLAR VAR OLDUKÇA..
-
28.09.2025 Acayip Yerdeki AN
-
02.09.2025 İSKENDER DİYE BİRİ
-
13.08.2025 SİYAH SANCAK
-
12.08.2025 Sessiz Çığlık ve Kapanmayan Yara: Gazze ya da Gaza
-
09.08.2025 YEDİ ASIR EVVEL HAZIRLANAN EV
-
20.07.2025 Yeni Fetih Gazetesi: Bir Dirilişin Kalem Gücü